İmar Plan Türleri ve Tanımları


3194 sayılı İmar Kanunu’nun 7, 8 ve 9. maddeleri ile 14.06.2014 günü yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’ne göre, yürürlükteki plan türlerini aşağıdaki gibi ayrımlamak olanaklıdır.

=> Bölge Planları
=> Mekansal Strateji Planları
=> Çevre Düzeni Planları
=> İmar Planları
       – Nazım İmar Planları
       – Uygulama İmar Planları
=> Koruma Amaçlı İmar Planları
=> Ek (İlave) İmar Planı
=> Mevzii (Ayrık Alan) İmar Planı

(!) 2981 sayılı “İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun”un uygulanabileceği alanlarda “Islah (İyileştirme) İmar Planları” yapılabilmekteydi. 31.05.2012 günü yürürlüğe giren 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un 23. maddesi ile 2981 sayılı “İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun” yürürlükten kaldırılmıştır. Buna göre, 2981 sayılı Yasa’nın uygulanabileceği alanlarda yapılabilen ıslah imar planlarının hukuksal dayanağı ve yapılabilme olanağı kalmamıştır.

Bölge Planı
Toplumsal ve ekonomik gelişme eğilimlerini, yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri, değişik etkinliklerin ve altyapıların dağılımını belirlemek üzere yapılan planlardır. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 8. maddesine göre, bölge planlarını, gerekli gördüğü durumlarda Devlet Planlama Teşkilatı yapar ya da yaptırır.

Mekansal Strateji Planı
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendine göre; ülke kalkınma politikaları ve bölgesel gelişme stratejilerini mekansal düzeyde ilişkilendiren, bölge planlarının ekonomik ve sosyal potansiyel, ulaşılmak istenen amaçlar ve stratejileri ile ulaşım ilişkileri ve fiziksel eşiklerini de göz önüne alarak değerlendiren, yer altı ve yer üstü kaynakların ekonomiye kazandırılmasına, doğal, tarihi ve kültürel değerlerin korunmasına ve geliştirilmesine, yerleşmeler, ulaşım ağı ile kentsel, sosyal ve teknik altyapının yönlendirilmesine ilişkin mekansal stratejileri belirleyen, sektörlere ilişkin mekansal politika ve stratejiler arasında ilişkiyi kuran, 1/250.000, 1/500.000 ya da daha üst ölçek haritalar üzerinde biçimsel ve çizgisel dil kullanılarak düzenlenen, ülke bütününde ve gerekli görülen bölgelerde yapılabilen, sektörel ve konulu paftalar ve yazanağı (raporu) ile bütün olan plandır.

Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 13. maddesine göre, mekansal strateji planları;
– Ülke bütünü ile karasuları ve belirli ekonomik bölgeleri kapsayacak biçimde ülke düzeyinde,
– Metropoliten bölgeler, gelişme odakları, yeni kentler, gelişme koridorları, üretim, sunum ve tüketim akımları ve ilişkileri, kentsel ve bölgesel ağlar, yerleşmelerin yoğunluğu, ulaşım ilişkileri ve fiziksel eşikler gibi etkenler göz önüne alınarak Bakanlık tarafından belirlenen havza ya da bölgeleri kapsayacak biçimde bölge düzeyinde,
düzenlenir.

Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 6. maddesinin 5. fıkrasında; “Mekansal strateji planları ve çevre düzeni planları hazırlanırken kalkınma planı, bölge planları, bölgesel gelişme stratejileri ve öteki strateji belgeleri ile ortaya konulan ana amaçlar göz önüne alınır.” denilmektedir. 7. maddenin 1. fıkrasının (ı) bendine göre; ülke ve bölge düzeyinde karar gerektiren büyük projelerin mekansal strateji planı ya da çevre düzeni planında değerlendirilmesi gerekmektedir.

04.07.2011 günü yürürlüğe giren 644 sayılı “Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”nin 2. maddesinin 1. fıkrasının “d” bendine göre; yerel yönetimlerin plan kararlarının mekansal strateji planlarına uygun olması gerekmektedir. Kararname’nin 7. maddesinin 1. fıkrasının “a” bendinde; mekansal strateji planlarının, yerleşme, yapılaşma ve arazi kullanımına yön veren, tüm tür ve ölçeklerdeki fiziki plan ve uygulamalara taban oluşturan üst ölçekli planlar olduğu belirtilmiştir. Yine 7. maddenin 1. fıkrasının “ç” bendinde; sektör tabanlı planların mekansal strateji planlarına uyumlu olması gerektiği ve mekansal strateji planlarının havza ve bölge ölçeğinde düzenlenebileceğinden söz edilmiştir. 7. maddenin 2. fıkrasında ise; çevre düzeni planlarının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca oluşturulacak mekansal strateji planlarına aykırı olmayacağı vurgulanmıştır.

Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 16. maddesinin 3. fıkrasında; yeni gelişmeler ve bölgesel devinimler göz önüne alınarak gerek duyulan dönemlerde mekansal strateji planlarının revize edileceği belirtilmiştir.

Çevre Düzeni Planı
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine göre; varsa mekansal strateji planlarının ana amaç ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 ya da 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza ya da il düzeyinde düzenlenebilen, plan notları ve yazanağıyla bir bütün olarak yapılan plandır.

Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 18. maddesinde; “Çevre düzeni planı; coğrafi, sosyal, ekonomik, yönetsel, mekansal ve fonksiyonel nitelikleri açısından benzerlik gösteren bölge, havza ya da en az bir il düzeyinde yapılır.” denilmektedir. 6. maddenin 4. fıkrasına göre; plan ölçeği gereğince il genelinde yapılan çevre düzeni planları, yürürlükteki bölge ya da havza düzeyindeki çevre düzeni planının genel kararlarına aykırı olmamak koşuluyla düzenlenir. 19. maddeye göre; çevre düzeni planlarının, varsa mekansal strateji planlarına uygunluğun sağlanması gerekmektedir. 11. maddenin 2. fıkrasında; kentsel en alt ölçünlerin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca belirlenen ilkeler doğrultusunda çevre düzeni planı ile belirlenebileceği belirtilmektedir. 32. maddenin 3. fıkrasına göre; çevre düzeni planlarının kesinleşmeyen bölümlerini kapsayan alt ölçek imar planları onaylanmaz.

04.07.2011 günü yürürlüğe giren 644 sayılı “Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”nin 7. maddesinin 3. fıkrasına göre; anakent belediyeleri sınırları içerisindeki çevre düzeni planlarını anakent belediyeleri, anakent olmayan illerde ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yapar, yaptırır ve onaylar.

(!) 644 sayılı KHK’nin yürürlüğe girdiği 04.07.2011 gününe değin, 5302 sayılı “İl Özel İdaresi Kanunu”nun 6. maddesi düzenlemesine göre; il çevre düzeni planları, belediye sınırları il genel sınırı olan anakentlerde anakent belediyelerince yapılmakta ve doğrudan anakent belediye meclislerince onaylanmaktaydı. Öteki illerde de valinin eşgüdümünde, anakent ya da il belediyeleri ile il özel yönetimlerince birlikte yapılmakta ve belediye meclisleri ile il genel meclislerince onaylanmaktaydı. 5302 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği 04.03.2005 gününden önce de çevre düzeni planları Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca yapılmaktaydı. 04.07.2011 günü yürürlüğe giren 644 sayılı KHK, anakentler dışında, 5302 sayılı Yasa öncesi duruma dönüşü sağlamıştır.

04.07.2011 günü yürürlüğe giren 644 sayılı “Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”nin 7. maddesinin 1. fıkrasının “c” bendine göre; havza ve bölge ölçeğindeki çevre düzeni planları yapmak, yaptırmak, onaylamak, uygulanmasını ve denetlemesini sağlamak da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın görevlerindendir. Yine, 7. maddenin 2. fıkrasında; çevre düzeni planlarının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca yapılan mekansal strateji planlarına aykırı olmayacağı belirtilmiştir.

Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 20. maddesinin 1 ve 2. fıkralarına göre;
– Gereksinimi karşılamadığı durumlarda ya da planın vizyonu; ana amaçları, stratejileri, ilke ve politikaları açısından plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü etkilemesi durumunda çevre düzeni planı bütününde revizyon yapılır.
– Ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak nitelikte, çevre düzeni planında değişiklik yapılabilir.

İmar Planı
3194 sayılı İmar Kanunu’nun 8. maddesine göre, nazım imar planı ve uygulama imar planından oluşur. Var ise bölge, mekansal strateji ve çevre düzeni planı kararlarına uygun olmak zorundadırlar.

(!) İmar hukukunda, imar planları yönetmeliklere göre üst kural (norm) niteliğindedir. Dolayısıyla öncelikle imar planındaki düzenlemelere uyulması gerekir. İmar planlarında açıklanmamış konularda Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin düzenlemelerine uyulur. İmar planlarında açıklanmamış ve Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nde de düzenlemesi yapılmamış konulardaki uygulama biçimine, gereksinimlere ve yörenin ayırt edici özelliklerine göre, ilgili yönetim birimleri karar verir.

Nazım (Düzenleyici) İmar Planı: Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendine göre; varsa çevre düzeni planının genel ilke, ana amaç ve kararlarına uygun olarak, arazi parçalarının genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, değişik kentsel ve kırsal yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanlarını, ulaşım ağlarını göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına dayanak olmak üzere, varsa kadastral durumu işlenmiş olarak 1/5.000 ölçekte, büyükşehir belediyelerinde 1/5.000 ile 1/25.000 arasındaki her ölçekte, onaylı halihazır haritalar üzerinde, plan notları ve ayrıntılı yazanağıyla bir bütün olarak yapılan plandır.

Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 23. maddesinin 1. fıkrasına göre; nazım imar planında karar düzeyi ve içerikleri bakımından, uygulama imar planındaki ayrıntılı kararlar alınmaması ilkesi geçerli olup, uygulamaya dönük kararlar uygulama imar planlarında belirlenir. 23. maddenin 2. fıkrasına göre de; gereksinin duyulması durumunda, nazım imar planlarında, sosyal ve teknik altyapı alanları ve kamuya ayrılan alan dengeleri gözetilerek uygulama imar planlarının yapım aşamaları belirlenebilir.

Uygulama İmar Planı: Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendine göre; nazım imar planı ilkelerine uygun olarak yörenin koşulları ve planlama alanının genel özellikleri, yapının kullanım amacı ve gereksinimi, erişilebilirlik, sürdürülebilirlik ve çevreye etkisi göz önüne alınarak; yapılaşmaya ilişkin yapı adaları, kullanımları, yapı düzeni, bina yüksekliği, taban alanı katsayısı, kat alanı kat sayısı, yapı yaklaşma aralıkları, ön cephe çizgisi, ayırma (ifraz) çizgisi, aşama çizgisi, ada ayrım çizgisi, taşıt, yaya ve bisiklet yolları, ulaşım ilişkileri, parkları, meydanları, kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanlarını, gerektiğinde; parsel büyüklükleri, parsel cephesi ve derinliği, arka cephe çizgisi, yol kotu ve bu kotun altındaki kat sayısı, bağımsız bölüm sayısı gibi yapılaşma ve uygulamaya ilişkin kararları, uygulama için gerekli imar uygulama programlarına dayanak olacak uygulama aşamalarını ve öteki bilgileri ayrıntıları ile gösteren ve varsa kadastral durumu işlenmiş olarak 1/1.000 ölçekte onaylı halihazır haritalar üzerinde, plan notları ve ayrıntılı raporuyla bir bütün olarak yapılan plandır.

Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 21. maddesinin 2. fıkrasına göre; “Nazım ve uygulama imar planları gerekli görülmesi durumunda eş zamanlı olarak yapılabilir. Nazım imar planı kesinleşmeden uygulama imar planı onaylanamaz. Ancak, onay yetkisinin aynı yönetim biriminde bulunması durumunda nazım ve uygulama imar planları eş zamanlı olarak onaylanabilir.” denilmektedir.

Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 24. maddesine göre;
– Uygulama imar planlarının tümüm bir aşamada yapılabileceği gibi sosyal ve teknik altyapı alanı dengeleri gözetilerek aşamalar biçiminde de yapılabilir.
– Nazım imar planları üzerinde gösterilen sosyal ve teknik altyapı alanlarının konum ile büyüklükleri, toplam ölçünlerin altına düşülmemek, nazım imar planının ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü ve genel işleyişini bozmamak ve hizmet etki alanı içinde kalmak koşulu ile ilgili kurum ve kuruluşların görüşü göz önüne alınarak uygulama imar planlarında değiştirilebilir.
– Uygulama imar planlarında, bölgenin gereksinimine yönelik çocuk bahçesi, yeşil alan, otopark, cep otoparkı, yol boyu otopark, durak cebi, aile sağlık merkezi, mescit, karakol, muhtarlık, trafo gibi sosyal ve teknik altyapı alanlarını artırıcı küçük alan gerektiren işlevler yaratılabilir ve bu işlevlerin yaratılması nazım imar planına aykırılık oluşturmaz.
– Uygulama imar planlarında yapılaşma koşullarına ilişkin olarak; ayrık, bitişik, blok yapı düzeni ile TAKS, KAKS, bina yüksekliği, yapı yaklaşma aralıkları belirlenir.
– Araç dolaşımına ayrılmış şerit sayısını azaltmamak ve ilgili TSE ölçünlerine uymak koşuluyla; taşıt yollarının yaya, engelli ve bisiklet kullanımına ayrılmış bölümlerinin genişlikleri, nazım imar planında değişikliğe gerek olmaksızın uygulama imar planında artırılabilir.
– İlgili hukuksal düzenlemeler çerçevesinde koruma altına alınmış doğal ve kültürel varlıklar, bunların ayrılmaz parçası olan eklentileri, bahçe avlu duvarları, varsa koruma altındaki tek yapıların koruma alanları, sokak dokuları gibi bütünleyici unsurları ile varsa koruma alan sınırları planlarda ayrıntılı olarak gösterilir.
– Nazım imar planlarında karma kullanım olarak belirlenen işlevler, uygulama imar planlarında ayrıştırılır.

(!) 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 8. Maddesi Düzenlemesi: İmar planları; nazım imar planı ve uygulama imar planından oluşur. Var ise bölge planı ve çevre düzeni planı kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içindeki yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır ya da yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer.

Belediye ve komşu (mücavir) alanları dışında kalan yerlerde yapılacak planlar, il özel yönetimi (valilik) ya da ilgilisince yapılır ya da yaptırılır. İl özel yönetimleri, ilgilisince yapılan planlardan uygun gördüklerini onaylanarak yürürlüğe sokarlar.

Bu planların, onaylandıkları günden başlayarak bir ay süreyle belirlenen duyuru yerlerinde ve ilgili belediye ya da il özel yönetimlerinin internet sayfalarında eş zamanlı olarak duyuruları yapılır. Bir aylık duyuru süresi içinde planlara itiraz edilebilir. İtirazlar ve planlar ilgili belediye meclisi ya da il özel yönetimince onbeş gün içinde incelenerek kesin karara bağlanır. Kesinleşen imar planlarının bir örneği, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na gönderilir.

Onaylanmış planlarda yapılacak değişikliklerde de yukarıdaki yönteme uyulur.

İmar planları kamuya açıktır. Bu açıklığı sağlamak ilgili yönetimlerin görevidir.

(!) İmar planının yetkili yönetimce değiştirilmesi durumunda, eski plan yürürlükten kalkacaktır. Yapılan plan değişikliğinin yargı kararıyla iptal edilmesi durumunda da, plan değişikliğinden önceki imar planı yeniden yürürlüğe girmeyecek, plan değişikliğine konu yer plansız duruma düşecektir. (Danıştay 6. Dairesi’nin 30.04.2003 gün, E: 2002/419, K: 2003/2757 sayılı kararı.)

(!) Çevreyi korumak amacıyla sağlık koruma kuşağı (bandı) kurulması olanağı kalmayan akaryakıt satış yeri alanının ticaret alanına dönüştürülmesini sağlayan imar planı değişikliği, kentleşme ve planlama ilkeleri ile kamu yararına uygundur. (Danıştay 6. Dairesi’nin 24.10.2002 gün, E: 2001/4744, K: 2002/4771 sayılı kararı.)

Koruma Amaçlı İmar Planı
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca belirlenen sit alanlarında, etkileşim ve geçiş alanları da göz önünde bulundurularak, kültür ve doğa varlıklarının, sürdürülebilirlik ilkesi doğrultusunda, korunması amacıyla yapılan, plan notları ve açıklama yazanağı ile bir bütün olan, nazım ve uygulama imar planlarının gerektirdiği ölçekteki planlardır.

(!) Kentsel, Arkeolojik, Kentsel-Arkeolojik ve Tarihsel Sit Alanları: 26.07.2005 günü yürürlüğe giren Koruma Amaçlı İmar Planları ve Çevre Düzenleme Projelerinin Hazırlanması, Gösterimi, Uygulaması, Denetimi, Müelliflerine İlişkin Usul ve Esaslara Ait Yönetmelik’in 4 ve 5. maddelerine göre, koruma amaçlı imar planlarını; anakent belediyesi sınırları içinde anakent belediyeleri, belediye sınırları içinde belediyeler, belediye sınırları dışında il özel yönetimleri, ayrıca 2863 ve 4848 sayılı yasalar gereğince ilgili yönetimlerden yetki alarak Kültür ve Turizm Bakanlığı yapar ya da yaptırır.

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 17. maddesine göre, bir alanın kentsel, arkeolojik, kentsel-arkeolojik ve tarihsel sit olarak duyurusunun yapılması, bu alanda tüm ölçeklerdeki plan uygulamalarını durdurur. Sit alanının etkileşim ve geçiş alanına ilişkin varsa 1/25.000 ölçekli plan kararları ve açıklamaları, alanın sit olması göz önüne alınarak, yeniden gözden geçirilir ve ilgili yönetimlerce onaylanır.

Koruma amaçlı imar planı yapılıncaya değin, ilgili koruma bölge kurulunca üç ay içinde geçiş dönemi koruma ilkeleri ve kullanma koşulları belirlenir. Belediyeler, il özel yönetimleri (valilikler) ve ilgili kurumlar, üç yıl içinde koruma amaçlı imar planını yaptırıp, incelenmek ve sonuçlandırılmak üzere, koruma bölge kuruluna göndermek zorundadır. Üç yıllık süre içinde zorunlu nedenlerle planın yapılamaması durumunda koruma bölge kurulunca gerekçeli olarak süre uzatılabilir. Uzatılan süre içinde geçiş dönemi koruma ilkeleri ve kullanma koşulları uygulanır. Sit alanları için yapılıp koruma bölge kurullarının uygun görüşü alınarak yürürlüğe girmiş tüm ölçeklerdeki planların yargı kararları ile uygulamasının durdurulması ya da iptal edilmesi durumunda ilgili koruma bölge kurulunca geçiş dönemi yapılanma koşulları yeniden belirlenir.

Koruma bölge kurulunca görüşülen ve uygun görülen koruma amaçlı imar planları, onaylanmak üzere ilgili yönetimlere gönderilir. İlgili yönetimler, koruma amaçlı imar planını en geç iki ay içinde görüşür ve varsa değişmesini istediği konuları koruma bölge kuruluna bildirir. Koruma bölge kurulunda bu konular değerlendirilir ve kurulca uygun görülen durumuyla planlar ilgili yönetimlere onaylanmak üzere gönderilir. Altmış gün içerisinde onaylanmayan planlar kesinleşerek yürürlüğe girer. Koruma amaçlı imar planının yürürlüğe girmesiyle geçiş dönemi koruma ilkeleri ve kullanma koşulları ayrıca karar almaya gerek kalmadan ortadan kalkar.

26.07.2005 günü yürürlüğe giren Koruma Amaçlı İmar Planları ve Çevre Düzenleme Projelerinin Hazırlanması, Gösterimi, Uygulaması, Denetimi, Müelliflerine İlişkin Usul ve Esaslara Ait Yönetmelik

Madde 6 Düzenlemesi: Planlar, yeni bir koruma amaçlı imar planı ya da koruma amaçlı imar planı düzeltmesi (revizyonu) yapılıp onaylanmadan ya da bir yargı kararı bulunmadan ilgili yönetimce iptal edilemez.

Koruma amaçlı imar planları, kadastral durum işlenmiş güncel haritalar üzerine çizilir. Koruma amaçlı imar planlarında, 2863 sayılı Yasa gereğince kesin yapılaşma yasağı uygulanması gereken alanlar belirtilir.

Madde 8 Düzenlemesi: Koruma bölge kurulu, ilgili belgelerin eksiksiz olarak kendisine iletildiği günden başlayarak en geç altı ay içinde koruma amaçlı imar planlarını karara bağlar. Koruma bölge kurulunda görüşülen ve uygun görülen koruma amaçlı imar planları onaylanmak üzere ilgili yönetimlere gönderilir.

Planlar, onay gününden başlayarak ilgili yönetimce tüm kişilerin kolayca erişebileceği yerlerde ve görebileceği biçimde askıya çıkarılarak duyurulur.

Madde 9 Düzenlemesi: Askı duyuru süresi içinde koruma amaçlı imar planlarına itiraz edilebilir. İtirazlar, ilgili yönetime yapılır ve ilgili yönetimce en geç otuz gün içinde değerlendirilerek karara bağlanır. İtiraz üzerine ilgili yönetimce alınıp koruma amaçlı imar planında değişiklik yapılmasını gerektiren kararlar, koruma bölge kurulunun değerlendirmesine sunulur. Koruma amaçlı imar planı yapılan alanda ilgili yönetimler koruma bölge kurullarınca alınmış ve alınacak imar planları, düzeltmeleri ve değişikliklerine ilişkin kararlara karşı altmış gün içinde Koruma Yüksek Kurulu’na itiraz edebilirler. Bu itirazlar, Yüksek Koruma Kurulu’nca incelenir ve en geç altı ay içinde karara bağlanır. Koruma amaçlı imar planlarına yapılan itirazlar uygulamayı ve yürütmeyi durdurmaz.

Madde 11 Düzenlemesi: Koruma amaçlı imar planlarında yapılacak düzeltme ve değişiklikler ya da bu planlara yapılacak ekler için de yukarıdaki yönteme uyulur. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca yaptırılan koruma amaçlı imar planlarında düzeltme ve değişiklikler ya da bu planlara ekler yapılacak olması durumunda, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın da görüşü alınır.

(!) Doğal Sit Alanları: 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Kanunu’nun 17. maddesi ve 23.03.2012 günü yürürlüğe giren Korunan Alanlarda Yapılacak Planlara Dair Yönetmelik’in 5. maddesine göre, bir alanın doğal sit alanı olarak duyurusunun yapılması ya da korumaya alınması, bu alanda tüm ölçeklerdeki plan uygulamalarını durdurur. Sit alanının etkileşim ve geçiş alanı ile varsa çevre düzeni planı kararları ve açıklamaları, alanın sit olması göz önüne alınarak, yeniden gözden geçirilir ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca onaylanır.

Koruma amaçlı imar planı yapılıncaya değin, önceki uygulama imar planları da göz önüne alınarak, ilgili tabiat varlıklarını koruma bölge komisyonunca üç ay içinde geçiş dönemi koruma ilkeleri ve kullanma koşulları Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın uygun görüşüyle belirlenir. İlgili yönetimler söz konusu alanda on sekiz ay içinde koruma amaçlı nazım ve uygulama imar planlarını düzenleyip incelenmek üzere ilgili çevre ve şehircilik il örgütüne gönderir. Çevre ve şehircilik il örgütünce, planlar inceleme raporu ile birlikte koruma bölge komisyonuna iletilir. On sekiz aylık süre içinde zorunlu nedenlerle planlar sonuçlandırılamazsa koruma bölge komisyonunca gerekçeli olarak bu süre üç yıla değin uzatılabilir. Ancak, uzatılan süre içerisinde geçiş dönemi koruma ilkeleri ve kullanma koşullarına göre uygulama yapılamaz.

Doğa varlıkları, doğal, tarihsel, arkeolojik ve kentsel sitler ile korumalı öteki alanların çakıştığı yerlerde ilgili bakanlıkların koruma ve kullanma ilkelerine ilişkin görüşü alınır.

Planların yargı kararları ile uygulamasının durdurulması ya da iptal edilmesi durumunda ilgili koruma bölge komisyonunca geçiş dönemi koruma ilkeleri ve kullanma koşulları ilgili yargı kararı gözetilerek Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın uygun görüşüyle yeniden belirlenir.

Koruma amaçlı imar planları, varsa etkileşim ve geçiş alanı ile doğal sit alanının bütününü kapsayacak biçimde ya da Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nce uygun görülen bölümler biçiminde, içinde bulunduğu yerleşme ile ilişkileri kurularak düzenlenir. Ancak, ayrı yönetsel birimlerin sınırları içinde kalan alanların planları, varsa üst ölçekli plan kararlarına uymak ve plan birlikteliğini sağlamak koşuluyla yaptırılabilir.

Bakanlar Kurulu kararı ile yapı yasağı getirilen alanlar içerisinde Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nce belirlenecek alanı kapsayacak biçimde yapı yasağına ilişkin imar planları yapılabilir.

Onaylanan koruma amaçlı imar planları ilgili yönetimce onay gününden başlayarak otuz gün süre ile kolayca erişilebilecek ve görülebilecek yerlerde askıya çıkarılarak duyurulur. Askı süresi içinde planlara itiraz edilebilir. İtirazlar ilgili yönetimlere yapılır ve ilgili yönetimlerce otuz gün içinde değerlendirilerek karara bağlanır. Alınan karar, koruma amaçlı imar planında değişiklik yapılmasını gerektirir nitelikteyse, tabiat varlıklarını koruma bölge komisyonunun değerlendirmesine sunulur. Koruma amaçlı imar planı yapılan alanda ilgili yönetimler tabiat varlıklarını koruma bölge komisyonlarınca alınmış ve alınacak koruma amaçlı imar planları, düzeltme ve değişikliklerine ilişkin kararlara karşı altmış gün içerisinde Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu’na itiraz edebilirler. Bu itirazlar, Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu’nca incelenir ve en geç altı ay içinde karara bağlanır. Koruma amaçlı imar planına yapılan itirazlar uygulamayı ve yürütmeyi durdurmaz.

Koruma amaçlı imar planlarında yapılacak değişiklikler de yukarıdaki yöntemle yapılır.

Planlar, yeni bir koruma amaçlı imar planı ya da koruma amaçlı imar planı değişikliği yapılıp onaylanmadan ya da bir yargı kararı bulunmadan ilgili yönetimce yürürlükten kaldırılamaz.

Yapılacak koruma amaçlı imar planlarında, 2863 sayılı Yasa gereğince kesin yapılaşma yasağı uygulanması gereken alanlar belirtilir.

Koruma amaçlı imar planları, kadastral durum işlenmiş onaylı güncel haritalar üzerine çizilir.

Ek (İlave) Plan
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 25. maddesinin 2. fıkrası; “İmar planlarının gereksinimi karşılamadığı durumlarda, var olan plana bitişik ve var olan planın genel arazi kullanım kararları ile süreklilik, bütünlük ve uyum sağlayacak biçimde, bu Yönetmelik’te belirtilen ilke ve ölçünlere uygun olarak ek imar planı yapılabilir.” biçimindedir. Buna göre, ek plan yapılabilmesi için ilk olarak önceden yapılmış bir plan bulunmalıdır. İkinci olarak, ek plan yapılacak alan ve var olan planla düzenlenmiş alan bitişik olmalıdır. Var olan bir planla düzenlenmiş alanın bitişiğinde bulunan alanda yapılabilecek ek planın, genel arazi kullanım kararları açısından var olan plan ile süreklilik, bütünlük ve uyum içinde olması da gerekmektedir.

Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nde “mekansal planlar” olarak belirlenmiş olan mekansal strateji planları, çevre düzeni planları, nazım ve uygulama imar planlarına ek plan yapılabilir. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 32. maddesinin 1. fıkrasına göre; çevre düzeni planı, nazım imar planı ve uygulama imar planı ile bu planlara ilişkin revizyon, ek (ilave) ve değişiklikler ilgili yönetim birimlerinin karar organlarınca onaylanarak yürürlüğe girer.

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 7. maddesinin (c) bendinde; var olan imar planlarının yerleşmiş kişiler için yetersiz kalması durumunda ya da yeni yerleşme alanlarının ivedilikle kullanmaya açılmasını sağlamak için, belediyeler ya da il özel yönetimlerince imar planları yapılabileceği belirtilmektedir. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 8. maddesinin (b) bendinde; “Belediye ve komşu (mücavir) alanları dışında kalan yerlerde yapılacak planlar, il özel yönetimi (valilik) ya da ilgilisince yapılır ya da yaptırılır. İl özel yönetimleri, ilgilisince yapılan ya da yaptırılan planlardan uygun gördüklerini onaylanarak yürürlüğe sokarlar.” denilmektedir. Geçmiş dönemde ilgilisince yapılan ya da yaptırılan planlar genelde mevzii (ayrık alan) imar planları olmuştur. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 31. maddesinin 4. fıkrasında da; imar planı önerilerinin, planın kapsadığı alanın sahibi ya da sahiplerinin yasal temsilcilerince sunulabileceği belirtilmektedir. İlgilisi ya da planın kapsadığı alanın sahiplerince plan yaptırılıp onaya sunulabilmesi, ek planı, “mevzii (ayrık alan) imar planı” yerine de geçebilecek bir düzenleme olarak karşımıza çıkmaktadır.

Mevzii (Ayrık Alan) İmar Planı
3194 sayılı İmar Kanunu’nun 9. maddesinin 2. fıkrasında; belediye ve komşu alan sınırları içerisinde bulunan özelleştirme programına alınmış kuruluşların arsa ve arazileri için, ilgili belediyeden görüş alınarak Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nca düzenlenip Özelleştirme Yüksek Kurulu’nca onaylanmak yoluyla, çevre imar bütünlüğünü bozmayacak mevzi imar planları yapılabileceği ve ilgili belediyelerin bu arsa ve arazilerin imar durumlarını 5 yıl değiştiremeyecekleri belirtilmektedir.

(!) Mevzii imar planı, adından da anlaşılacağı üzere bir imar planı türüdür. Bu bağlamda, imar planlarının yapımı için geçerli olan tüm sürecin izlenip, yöntemlerin uygulanması zorunludur. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 5. maddesine göre, uygulama imar planının nazım imar planı ana ilkeleri doğrultusunda yapılması gerektiğinden, bir alanda mevzii imar planı yapılırken önce 1/5.000 ölçekli nazım mevzii imar planının yapılması, bu plan uygun olarak 1/1.000 ölçekli uygulama mevzii imar planının yapılması gerekir. Planın, İmar Kanunu’nun 7. maddesi kapsamında mevzii olarak yapılması, mevzii imar planının nazım ve uygulama aşamalarından oluşmayacağı anlamına gelmez.

Islah (İyileştirme) İmar Planı
“3290 ve 3366 Sayılı Kanunlar İle Bazı Maddeleri Değiştirilen ve Bazı Maddeler Eklenen 2981 Sayılı Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmelik”in 4. maddesinde yapılan tanıma göre; düzensiz ve sağlıksız biçimde oluşmuş yapı topluluklarının ya da yerleşme alanlarının, sınırları belli edilerek, güncel durumları da göz önüne alınarak, dengeli, düzenli ve sağlıklı duruma getirilmesi amacıyla, güncel (halihazır) haritalar üzerine yapılan ve yapılanma koşullarını da belirleyen, 1/1.000 ölçekli imar planıdır. Hızla gecekondulaşan alanlarda ve kaçak yapılaşma görülen boş alanlarda yapılmaları öngörüldüğünden, bu planların konut ağırlıklı olması, bu arada konutlara yönelik zorunlu ve yeterli kentsel işlevler ile toplumsal ve teknik donatı alanlarını da içermesi gerekmektedir.

(!) Islah imar planları, 2981 sayılı “İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun”un uygulanabileceği alanlarda yapılabilir. Bu alanların planlanması da, ıslah imar planının yapılması ve uygulanması aşamalarından oluşur ki, ıslah imar planının yapılması ve uygulanması süreçleri iç içe geçmiş durumdadır. 3194 sayılı İmar Kanunu’na göre yapılan olağan imar uygulamalarında ise, planlama; nazım imar planı, uygulama imar planı ve parselasyon planının yapılması olmak üzere, üç aşamadan oluşur.

23.07.1986 günü yürürlüğe giren “3290 ve 3366 Sayılı Kanunlar İle Bazı Maddeleri Değiştirilen ve Bazı Maddeler Eklenen 2981 Sayılı Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmelik”in 20. maddesine göre, ıslah imar planı yapılabilecek yerler şöyledir:
a) Bir yerleşme alanı ya da yapı topluluğu niteliği kazanmış gecekondu alanları.
b) Üzerinde bir yerleşme alanı ya da yapı topluluğu niteliği kazanmış imar düzenlemelerine aykırı yapılar bulunan ortaklandırılmış arazi ve arsalar.
c) Üzerindeki imar planı ve düzenlemelerine aykırı yapılanmalar nedeniyle, olağan imar uygulaması yapılma olanağı kalmamış olan imar planlı alanlar.
d) Islah imar planı olabilecek nitelikte görülmeyen özel parselasyon planına göre düzenlenmiş alanlar. (Bu gibi yerler için yapılmış özel parselasyon planları, ıslah imar planı olabilecek nitelikte bulunurlarsa, belediyeler ya da il özel yönetimlerince (valiliklerce) olduğu gibi onaylanarak yürürlüğe sokulurlar.)

Yine adı geçen yönetmeliğin 21. maddesine göre, ıslah imar planı yapılacak alanlar, belediye ve komşu alanlarında belediyelerce, belediye ve komşu alanları dışında il özel yönetimlerince (valiliklerce) belirlenir. Plan sınırı, 10.11.1985 gününe değin tümden ya da yalnızca temel yapımı bitirilmiş ya da temel ayağı (sömel) betonları ya da kat kolonları dökülmüş, bir yerleşme alanı ya da yapı topluluğu niteliği kazanmış olan, 2981 sayılı Yasa kapsamındaki yapıların bulunduğu alanın sınırı olarak ele alınır. Islah imar planı sınırları içinde, zorunlu nedenlerle boş alanlar bulunabilir.

2981 sayılı “İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun”un 13/c maddesine göre, ıslah imar planları belediye ya da il özel yönetimlerince (valiliklerce) olabildiğince güncel yapılanma durumu göz önüne alınarak ve yapılanma koşulları da belirlenerek yapılır ya da yaptırılır. Belediye ve komşu alanlarında belediye meclislerince, belediye ve komşu alanları dışında il özel yönetimlerince (valiliklerce), en geç bir ay içinde onaylanarak yürürlüğe sokulurlar. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 7. maddesine göre, anakent belediye ve komşu alan sınırları içinde ilçe belediyelerinin yapacakları ıslah imar planlarını olduğu gibi ya da değiştirerek onaylamak ve uygulanmasını denetlemek, anakent belediyelerinin yetkisindedir. İmar planı olan yerlerde güncel imar planları, gerekmesi durumunda ıslah imar planları biçiminde yeniden düzenlenir.

2981 sayılı Yasa’nın 20. maddesine göre ise, zorunlu durumlarda ve hızla gecekondulaşma ve kaçak yapılaşma eğilimi görülen alanlar için belediye ya da il özel yönetimlerinin (valiliklerin) yaptıracakları, yapılaşmanın biçim ve koşullarını gösteren konut ağırlıklı ıslah imar planı niteliğindeki planlara göre uygulama yapılabilir. Bu durumu belirlemeye belediye ya da il özel yönetimleri (valilikler) yetkilidir. Bu gibi durumlarda ve uygulama yapma zorunluluğu olan bölgelerde yapılacak planlarda 3194 sayılı İmar Kanunu’nun imar planı yapma koşulları ve ölçünleri aranmaz. Ancak, buralarda yapılacak binaların yüksekliği en çok 12,50 metre olacaktır. (2981 sayılı Yasa’nın 20. maddesi kapsamındaki bu planların yapılmasında, plan yapımına ilişkin yasal süreç ve yöntemlere, başka bir deyişle Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmelik düzenlemelerine uyulması zorunlu değildir. Bunların gerçek anlamda imar planı sayılmamaları gerekir.)

(!) 31.05.2012 günü yürürlüğe giren 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un 23. maddesi ile 2981 sayılı “İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun” yürürlükten kaldırılmıştır. Buna göre, 2981 sayılı Yasa’nın uygulanabileceği alanlarda yapılabilen ıslah imar planlarının hukuksal dayanağı kalmamıştır.

Planda Düzeltme (Plan Revizyonu): Tür ve ölçeği ne olursa olsun, planın gereksinimi karşılamadığı ya da uygulamasının olanaklı olmadığı ya da sorun yarattığı durumlar ile üst ölçek plan kararlarına uygunluğun sağlanması amacıyla, planın tümünün ya da plan ana kararlarını etkileyecek büyük bir bölümünün yenilenmesi sonucu elde edilen plandır.

Planda Değişiklik: Plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, bilimsel ve toplumsal donatı dengesini bozmayacak nitelikte, nesnel gerekçelere dayanan ve kamu yararının zorunlu kılması durumunda planda yapılan değişiklikleridir. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 26. maddesinin 2. fıkrasına göre; yürürlükteki imar planlarında öngörülen sosyal ve teknik altyapı ölçünlerini düşüren plan değişikliği yapılamaz. 26. maddenin 3. fıkrasının (c) bendine göre de; plan değişikliklerinde düzenleme ortaklık payından elde edilen alanların yüzölçümleri düşürülemez.

(!) İmar Planlarının İptali İçin Yönetsel Yargıya Başvurma: Yönetimin düzenleyici işlemlerinden biri olan imar planının iptali için, imar planının son duyuru gününü izleyen günden başlayarak altmış günlük süre içinde yönetsel yargı yoluna başvurulabilir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 11. maddesi kapsamında, yönetsel yargıya başvurulmadan önce, işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi ya da yeni bir işlem yapılması üst yönetim biriminden, üst yönetim birimi yoksa işlemi yapan yönetim biriminden, yönetsel yargıya başvurma süresi içinde ilgililerce istenebilir. Yönetime yapılan bu başvuru, işlemeye başlamış olan yönetsel yargıya başvurma süresini durdurur. Yönetimce altmış gün içinde bir yanıt verilmezse istek geri çevrilmiş sayılır. İsteğin geri çevrilmesi ya da geri çevrilmiş sayılması durumunda yargı yoluna başvurma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma gününe değin geçmiş günler de altmış günlük süreden düşülür. 2577 sayılı Yasa’nın 7/4. maddesinde de; “Duyurusu gereken düzenleyici işlemlerde yönetsel yargıya başvurma süresi, duyuru gününü izleyen günden başlar. Ancak, bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem ya da uygulanan işlem ya da ikisine karşı birlikte yönetsel yargıya başvurabilirler.” denilmektedir.

Buna göre, imar planlarına karşı son duyuru gününü izleyen günden başlayarak altmış gün içinde yönetsel yargıya başvurulmamışsa ya da yönetsel yargıya başvurulmuş ve süre yönünden başvuru geçersiz sayılmışsa, imar planlarının uygulama işlemlerinden olan yapı ruhsatı verilme işlemiyle birlikte; imar planı, yapı ruhsatı ya da imar planı ile yapı ruhsatı birlikte yönetsel yargılamaya konu edilebilirler. Danıştay 6. Dairesi’nin 18.04.2002 gün, E: 2001/1439, K: 2002/2449 sayılı kararı uyarınca, imar durum belgeleri de, imar planı ve imar yönetmeliği ile ilgili bilgi veren, yapılaşma aşamasında yapı ruhsatına eklenecek projelerin düzenlenmesine dayanak alınarak imar planına uygunluğu sağlayan, yönetsel yargılamaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu işlemlerdendir. Bu nedenle, yapı ruhsatı verilme işleminde olduğu gibi imar durum belgesi verilme işlemi de yönetsel yargılama konusu yapılabilir.

İmar planlarının iptali için yönetsel yargıya başvurmanın başka bir yolu da, önce imar planının değiştirilmesi için ilgili yönetimden istemde bulunmak ve istemin geri çevrilmesi ya da geri çevrilmiş sayılması durumunda da, bu geri çevirme işlemine karşı altmış gün içinde yargı yoluna başvurarak, istemin özünün incelemeye alınmasını sağlamaktır. Danıştay 6. Dairesi’nin 16.12.1997 gün, E: 1997/344, K: 1997/5890 sayılı kararına göre de, böyle bir davada istemin özünün incelenmesi gerekmektedir. Böylece istemin özünün incelenmesi ve imar planının iptal edilmesi sağlanabilir.